Arabuluculuk

A+
A-
10.06.2020
728

Arabuluculuk, çok eski zamanlardan beri kullanılan ve süregelen bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Arabuluculuk, çok eski zamanlardan beri kullanılan ve süregelen bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzak Doğu ve Afrika’da arabuluculuğun tarihçesinin eski çağlara kadar gittiği bilinmektedir. Osmanlı’da ulemanın bazı faaliyetleri, modern anlamda arabuluculuğu çağrıştırmakta ve Anadolu kültürü içinde bu yöntemin aslında hiç yabancı olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla arabuluculuk, yeni bulunmuş bir barışçı çözüm yöntemi değildir.

Türk Hukukunda arabuluculuk kavramı ilk olarak 2012 yılında yapılan yasa değişiklikleri ile hukuk sistemimize girdi. Türk Arabuluculuk Mevzuatına baktığımızda karşımıza iki temel metin çıkmaktadır: Bunlardan ilki 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (22.06.2012 tarih ve 28331 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır), diğeri ise Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’dir. (26.01.2013 tarih ve 28540 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır).

Kanunumuz arabuluculuğu “sistematik yöntemler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirini anlamaları ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştirilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi” olarak tanımlanmaktadır. 

6325 s. Arabuluculuk kanunun 1. Maddesine göre; Arabuluculuk, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Şu kadar ki, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. Kanunun lafzına ve uygulamaya bakıldığında; Ticari Uyuşmazlıklar, İşçi-İşveren Uyuşmazlıkları, Tüketici Uyuşmazlıkları, Kira Uyuşmazlıkları, Ortaklığın Giderilmesi Uyuşmazlıkları ve tartışmalı olmakla birlikte bir kısım aile hukukundan kaynaklı uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olduğu görülmektedir.

Mahkemeler Varken Ülkemizde Neden Bu Sisteme İhtiyaç Duyuldu?

Öncelikle belirtmek gerekir ki; günümüzde etkili, ucuz, barışçıl bir alternatif uyuşmazlık çözüm aracı olan arabuluculuk sadece ülkemizde uygulanan ve tartışılan bir kurum değildir. Hindistan, Pakistan, Hong Kong, Singapur, Kore,  Latin Amerika, Kenya,  Somali, , İsrail, Yeni Zelanda, Avustralya, başta Avrupa Birliği’ne üye ülkeler olmak üzere kıta Avrupa’sı ülkelerine kadar pek çok ülkede ve yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Arabuluculuk sistemine neden ihtiyaç duyulduğunu anlayabilmek için arabuluculuk müessesesinin olumlu yönlerine bakmak gerekmektedir.

Arabuluculuk kurumu Menfaat ve İhtiyaç Odaklı Karşılıklı Kabul Edilmiş Bir Çözüm üretmektedir. Ayrıca arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığın çözülmesi zamandan ve masraftan tasarruf sağlamaktadır. Ülkemizde özellikle hukuki ihtilaflarda Yargı mercilerince uyuşmazlığın kesin olarak çözümü yıllar sürmektedir. Örnek vermek gerekirse; işçi alacakları davasında Yerel Mahkemece verilen karar önce Bölge Adli Mahkemesince istinaf denetiminden temyizi kabil bir karar ise istinaftan sonra bir de Yargıtay tarafından temyiz denetiminden geçmektedir. Bu süre yaklaşık en az 4 yıla tekabül etmektedir.  Ticari davalarda da ülkemizde maalesef yargı süreci çok ağır işlemekte, ticaret hukukundan kaynaklı uyuşmazlıklarda da Yerel Mahkemece verilen kararlar temyizi kabil bir karar ise hükmün onanması yaklaşık en az 4 yıla tekabül etmektedir. Dosyanın Yargıtay tarafından usulden ve ya esastan bozulması ihtimaline ise hiç girmiyorum. Kanun koyucu bu sıkıntıları gördüğü için “geciken adalet, adalet değildir” ilkesinden hareketle uyuşmazlığın hızlı ve barışçıl bir şekilde çözülmesi için arabuluculuk müessesini 2012 yılında yasal hale getirdi.

Arabuluculuk müessesinin bir diğer olumlu yönü ise kontrolün taraflarda olmasıdır. Taraflar süreci hür iradesine göre yürütürler ve katı usul hükümlerine tabi değillerdir. Taraflar Süreci başlatma, devam ettirme ve sona erdirme noktasında serbesttir. Tabi dava şartı arabuluculukta durum biraz daha farklıdır. Kanun koyucu arabuluculuğa başvuruyu dava açmadan önce zorunlu kıldığı ve dava şartı saydığından sürecin başlaması ile ilgili olarak taraf iradelerinin aksine sürece başlama noktasında zorunluluk bulunmaktadır.

Arabuluculuk müessesinin en önemli yönü ise gizlilik ilkesidir. Sürece başlama talebi dâhil olmak üzere, süreçte paylaşılan bilgiler ve hazırlanan belgeler ile öneri ve kabuller, daha sonra yargılamada kullanılamamaktadır. Yani, bu bilgi ve belgeler, gizli tutulmaktadır. Gizlilik, tarafların uyuşmazlık konusunda daha rahat hareket etmesini sağlamaktadır. Mesela iki şirket düşünelim, bu iki şirket arasında ticari bir uyuşmazlık var ve bu uyuşmazlık çözülemiyor. Her şirketin ticari sırları bulunmaktadır. Uyuşmazlık dava konusu edilirse şirketlerin ticari sırları, defterleri, belge ve kayıtları ifşa olacaktır. Ama arabululcukta durum tam tersidir. Arabulucu, taraflar, taraf vekilleri, Daire Başkanlığı, arabuluculuk uygulamasında edinilen bilgileri gizli tutmak zorundadır. Gizliliğe uyulmaması halinde hapis cezası müeyyidesi bulunmaktadır. Bu sebeple özel hayatının ve ticari sırlarının ifşa olmasını istemeyen taraflar arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığın çözümü ile ilgili çaba sarfetmelidirler.

Arabuluculuk müessesinin bir diğer faydası ise dava yükünü azaltmasıdır.  Böylece hâkimler ağır iş yükünden kurtulacak, nezdindeki dosyaları daha ayrıntılı inceleyecek, kararlar kısa sürede verilecek, tarafların hakları muhtel olmayacaktır.

Bu durum muvacehesinde, gerek Arabuluculuk Daire Başkanlığı gerekse biz Arabulucular Arabuluculuk kurumunun etkin ve faydalı bir şekilde yürütülmesi ve geliştirilmesi için, tarafların menfaat ve ihtiyaçlarını ön planda tutarak mesleğimizi hukuka ve usule uygun bir şekilde yapmak zorundayız. Yaklaşık 7 yıllık süreç zarfında Arabuluculuk müessesinin gelişiminde Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığı çok çaba sarfetmiş ve başarılı olmuştur. Arabuluculara verilen eğitimler, yapılan sınavlar ve Daire Başkanlığının sıkı denetimi sayesinde arabuluculuğun uygulanması noktasında herhangi bir sıkıntı yaşanmamıştır.

Av. Arb. Cem Sadri SÖNMEZ

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.